15 Ağustos 2015 Cumartesi

YAPAY GÖZ BEBEĞİMİZ

   Yapay elması sanayinin içinde olanlar bilir benimde dikkatimi çekti peki nedir bu yapay elmas ?
   Yapay elmas elmas tohumcuğunun laboratuvar şartlarında mikrodalga ışınlarına, metan ve hidrojen gazlarına maruz bırakılarak elde edilen genellikle sanayi dalında kullanılan bir maddedir, peki nedir bu yapay elmasın geleceği?
   Sadece bu sene sanayi kollarında 1500 ton yapay elmas kullanılmış tamam bence de az bir rakam ama vaddettiklerine bakarsak bu rakamın yerinde sayacağı da pek söylenemez.Bir kere doğal elmastan daha ucuz olması yapay elması öne çıkartan ilk unsur (%30-%40 arası) ayrıca radyasyondan etkilenmeyen bu madde nükleer teknolojininde yakın gelecekte göz bebeği olacak gibi duruyor.
  Şöyle diyor dünyanın en ünlü elmas mücevheratçısında mücevher uzmanı Ariel Baruch "Eğer makine kullanmadan aradaki farkı anladığını iddia eden biri varsa bilin ki yalan söylüyordur."
  Yapay elmasın "Ben buradayım" diyip öne çıkacağı bir diğer alan ise elektronik silikondan 2 kat daha fazla akım taşıyan yapay elmas üstün termal yalıtkanlığıyla soğutucu olarak kullanılabilir.
  Yapay elmas için daha büyük adımlar atılmış durumda IIa dünyanın en büyük yapay elmas üretim tesisini Singapur' da  açtı bile tesis yılda 300.000 karattan fazla yapay elmas üreticek.Üstelik çevreye verdiği zararda doğal elmas madeninden çok çok daha az .
  Elmas üreticileri "Sadece biraz zaman alıcak! " diyor...


Lütfen görüşlerinizi-tavsiyelerinizi yorum kısmına yazınız.Çoğu yazım Popular Science Türkiye dergisinden kısaltılarak alıntıdır.Yani vay emek hırsızı demeyin amacım dergiyi okumayan bir kişinye en azından en ufak bir bilgi kazandırmak.Teşekkürler.
  

12 Temmuz 2015 Pazar

ALARMI ERTELEMEK İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?

Geceleyin uykunuz sık sık bölünürse uyandıktan sonra kendinizi yorgun ve beceriksiz hissedebilirsiniz. Aynı biçimde, sabahları saatinizin alarmını sürekli ertelemekten kaynaklanan bölünmeler de sağlığa zararlı olabilir.
  Harvard Tıp Fakültesi' nda sinirbilimci ve uyku araştırmacısı olan Jeanne Duffy, "Erteleyip durduğunuzda 30 dakika boyunca uykunuz, muhtemelen alarmınızı 30 dakika sonraya kurduğunuzda uyuyabileceğiz uykudan daha kötü" diyor.
  Fakat ertelemenin de kendince faydaları olabilir. Duffy, "uyku eylemsizliğini", yani uyandıktan sonra da üzerinizde kalan o mahmurluk hissini (ve fiziksel zayıflığı) araştırmış. Görünen o ki yaşadığımız uyku eylemsizliğini şiddeti, uykunun hangi aşamasında ansızın uyandığınıza gore değişiyor.
  Eğer yavaş dalga uykusunun en derin aşamalarından zorla kaldırıldıysanız " Kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu anımsamakta güçlük çekebilirsiniz" diyor Duffy. Bu durumda alarmı Erteleyip biraz daha kestirmek daha iyi olabilir. Böylece uykunun bir başka aşamasında, ornegin vücudun uyanıklığa en yakın olduğu REM' de uyanabiliyorsunuz. "Bir şeyleri daha iyiye götürebilir" diyor Duffy. Ama halihazırda REM' deyseniz, alarmı ertelemek sizi daha derin uykuya sürükleyip her şeyi berbat edebilir.          

9 Temmuz 2015 Perşembe

ZİHİN AKTARIMI GERÇEKLEŞECEK Mİ?

Beyni, dokularin donanım, elektriksel etkinliğin ise yazılım yerine geçtiği bir biyolojik bilgisayar olarak düşünmek mümkün. Durum böyle olsa, çok gelişmiş elektrot dizileri kullanarak zihin aktarımı teknolojik bakımdan mümkün olurdu. Ne var ki zihni, maddeden ayırmak olanaksız. "Benlik zaten o yapının içinde" diyor Arizona Üniversitesi' nde sınır bilimci ve elektrik mühendisi olan Charles Higgins. "Benlik, 100 milyar nöronun kendi içlerindeki bağantıda, nörotransmitterler un ve reseptörlerin benzersiz başarıyla nakledildi bile bu tek başına yeterli değil. Omurilik de nakledilmezse, kişi bir omur boyu edindiği kas hafızasını bitirebilir. Higgins bunun üstesinden gelmenin bir yolunun klonlama olduğunu söylüyor. Yapısal bakımdan aynı merkezi sınır sistemine sahip olan bir klon, orijinali taklittaklit eden elektrik sinyallerle uzatılabilir. Ne var ki insan klonlama hala bilimkurgu da ibaret ve sinirbilimciler şu ana kadar en fazla 100.000 nöron arası bağlantıyı haritalayabildi. Bu da bir balığın yada solucanın beynine denk düşüyor. Bilim insanlarının bugünden yapabileceği bir şey, beynin bağlantılarını yerinde değiştirmek. Örneğin, Columbia Üniversitesi araştırmacıları tedaviye dirençli ciddi depresyon hastalarına derin beyin uyarıcıları yerleştirdiler. Bu uyarıcılar belli uyarıcılar belli noktalara elektriksel darbeler gönderdiğinde hastaların semptomları anında kayboldu. İki yıl sonra, deneklerin biri depresyonun tamamen ortadan kalktığını bildirdi. Bilim insanları daha fazla hastanın beynindeki bölgeleri uyardıkça, bambaşka potansiyelleri ortaya çıkabilir. "Birisinin epilepsi yönetimi durdurmaya çalışırken kaza eseri görsel kortekste bir deseni uyarabilir ve bir anı yaratabiliriz" diyor Higgins.
  Yani vücuttan vücuda sıçrayarak ölümsüzlük elde etmek söz konusu değil. Yine de yeteri kadar zaman ve deneyle, insanlar tıpkı The Matrix filmindeki gibi anı yüklemenin ya da beceri öğrenmenin bir yolunu geliştirebilir.    

8 Temmuz 2015 Çarşamba

3B YER İÇİ


Dünya' nın için gizemli bir yer. Sismik etkinlikler çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ölümcül depremlere, volkanlar yol aciyor. Fakat Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı' nın Titan super bilgisayarı üzerinde çalışan yeni bir model , sismik dalga verilerini cozumleyerwk Dünya' nın kabuğunun içeriğini ve potansiyel davranışını şaşırtıcı netlikte ortaya koyuyor. Mavi ve yeşil dalgalar, sismik dalgaların hızla yol aldığı soğuk ve yoğun kayaları gosteriyor. Kırmızı ve turuncu kayalar ise dalgaları yavaslatan, daha genç, daha sıcak kayaları ifade ediyor. Sosyologlar bu 3B modeli kullanarak gizli magma ceplerini ya da tektonik plakaları saptayabilecek. Bu modeli ileride bir gün mühendislerin  depreme karşı hazırlıklarını bile değiştirebilir. "Diyelim ki Los Angelas' ta bir bina yapmak istiyorsunuz" diyor Princeton Üniversitesi' nden jeofizikçi Jeroen Tromp. "Binanın maruz kalabileceği yer hareketlerini isabetli biçimde simüle edebilir, böylece yapı malzemelerini bilinçli şekilde seçebiliriz.

BU DÖVMELER ÇOK FARKLI


  
Dövmeler insanlar hakkında çok şey anlatır. Artık daha da fazlasını anlatacaklar. Giyilebilir elektronik pazarına şimdi de ultra ince ve esnek, yapıştırılabilir algıyıcılar giriyor ve hayatımızı dahada fazla veri sayesinde iyileştirme vaadinde bulunuyor. Bu yapıştırılabilir mini bilgisayarlar şu anda "bak ne kadar havalı" aşamasında. Google geçen yaz yakın alan iletişimi (NFC) kullanarak Motorola Moto X akıllı telefonların kilidini açan dijital bir dövme duyurmuştu. Diğer şirketler ise bu nano incelikteki su geçirmez aygıtlara hayat kurtarabilecek algılayıcılar ve antenler sığdırma derdinde. Dijital dövmeler özellikle sağlık ve fitness takip alanlarında gelecek vaat ediyor. Medtronic' in yarattığı SEEQ mobil kardiyak telemetri sistemi, kalp hastalarının göğsüne yapıştırılıyor ve tıbbi gözlem aygıtlarına kalp atış bilgi bizi kesintisiz olarak gonderiyor. Ardından çalışanlar bu verileri analiz edip bir doktora yollayabiliyor . Esnek elektronikler alanında uzmanlaşan bir firma olan MCıo ise BioStamp sistemleriyle nabzı, vücudun hareketlerini, sıcaklığını ve biyometrik verileri ölcuyor ve insanların kendi sağlıklarını kendi evlerinde takip etmesine olanak saglıyor.Bu algılayıcılar günler boyu gerçek zamanlı bilgi sağlayabiliyor. Yani akıllı kol saatleri ve bileklikler pek yakında tarihe karışabilir.

30 Haziran 2015 Salı

OKYANUS BELASI PLASTİKLER

  Aralık ayında 12 araştırma kurumundan oluşan birlik okyanuslardaki küresel plastik kirliliğini açıkladı şu an denizlerimizde yüzeye yakın 300.000 ton plastik yüzüyor bu 1500 mavi balina ağırlığına denk ayrıca bu rakama balıklar tarafından yenen plastikler ve deniz dibine çökmeler dağılım değil...
  Five Gyres Enstitüsü araştırma müdürü Marcus Eriksen,"Hava kıtlığının deniz versiyonu gibi" diyor.Yinede tahminler beklentisine altında kimi bilim adamları ise her yıl kıyılardan denizlere yaklaşık beş milyon ton plastiğin döküldüğünü iddaa ediyorlar.
  Eğer her şey böyle giderse önümüzdeki on yıl içinde plastik akışı ikiye katlanacak o yüzden bu akışı yavaşlatmak ve ortadan kaldıracak yöntemler bulmak için en uygun zaman şimdi.
DÖKÜNTÜLERLE NASIL BAŞ EDİLMELİ
1)DENİZDE
Okusyanuslardaki plastikler aşırı derecede ufalanmış durumda gidipte toplayacağımız tutarlı bir yığın yok ama bir araya getirilebilirler daha şimdiden kar amacı gütmeyen bir şirket okyanus akıntılarını kullanarak plastik parçalarını birbirlerine bağlı zincirler haline getirmişler.
2)KIYIDA
Uygulamada toplanması imkânsız parçaları toplamak yerine sudan uzak tutmak çok daha kolay 2013'te Ocean Conservancy International Coastal Cleanup(Uluslararası kıyı temizleme) gönüllüleri tüm dünyada 5500 tondan fazla kıyı çöpü topladı buna 940.000' sen fazla plastik şişeler de dahil.
3)KAYNAKTA
En iyisi plastik kullanımını tümden yasaklamak Ortalama bir Amerikalı yılda 84 kilo plastiği çöpe atıyor Şan Jose, California' da naylon poşet kullanyasaklanınca şehrin su giderlerinde tıkanıklıklar %90 azaldı.

FÜZYONLA OYNAYAN ÇOCUK

  Alabama,Huntsville'deki ABD Uzay ve Roket Merkezi' nin kapısından babasını çeke çeke getiren çocuk daha dokuz yaşındaydı ve babasına "İtki" diyordu, "İtkiyle ilgili ne varsa görmek istiyorum."
  Taylor elini kaldırdı ama soru sormak için değil, yanıtlamak için. Doktora düzeyindeki bilgileri birbiri ardına sıralamakta olan bu çocuğun karşısında tur rehberi bir adım gerilemişti.
  Bütün bunlar, Taylor'un ailenin garajını karanlıkta parlayan gizemli taşlarla, akla hayale gelmeyecek güçlere sahip metallerle ve sıvılarla doldurulmasından önceydi.Bir reaktör inşa etmesinden ve 14 yaşında, nükleer fiziği gerçekleştiren en genç kişi olmasından önceydi.
  "Bunca bilgi nereden geliyor?" Kenneth ile eşi Tiffany bu soruyu kendilerine defalarca sormuşlar. Kenneth Coca Cola şişelemede çalışıyor, kayakçı ve eski futbol oyuncusu.Tiffany ise yoga eğitmeni."İkimizde bilimin b' sinden anlamayız" diyor Kenneth.
  Taylor beşinci yaş günü için bir vinç istemiş ve ailesi onu oyuncakçıya götürdüğünde "Hayır" diye bağırıp "Ben gerçek vinç istiyorum"demiş.Normal bir aile böyle bir isteğe karşı çıkar ama Taylor'un ailesi doğum gününde evin önüne kiralık bir vinç getirmiş.
  İlerleyen yıllarda Taylor son derece tehlikeli seylerle uğradığında bile önüne engel koymamışlar. Çocuk yetiştirme yaklaşımları aslında gelişigüzel değil, son derece kararlı."Çocuklarımızın, kim olduklarını kendilerinin keşfetmelerini istiyoruz."diyor Kenneth, "Sonra da elimizden geleni yapıp onlara o yönde destek oluyoruz."
  Taylor 10 yaşındayken bir hafta içinde tüm elementlerin atom numaralarını, kütlelerini ve erime noktalarını ezberlemiş.
ABD Başkanı ile Taylor
  Ertesi yaz Taylor, herkesi evin arka bahçesinde toplamış ve abartılı bir tavırla içinde şeker, bahçe işlerinde kullanılan potasyum nitrat bulunan bir ilaç kutusunu göstermiş.Kutuyu yere bırakmış, sonra bir şovmen edasıyla fitili ateşlemiş. Herkesin beklediğinin aksine bir maytap patlaması değil, yeri göğü sarsan ve komşuların dehşetle sokağa dökülmesini sağlayan bir infilak gerçekleşmiş.
  Ertesi sene Taylor atomların, keşfedilmesi bir ömür sürecek sırları olduğu anlamış ve evlerinin garajındaki değişik metaller, karanlıkta parlayan kayalar, mikroskoplar vb. araçlar artmaya başlamış.
  Taylor radyoaktif atomlara gittikçe merak duymaya başlamıştı. Nükleer Fizik uzmanı arkadaşı Taylor' un hata yaptığını anladığında işin çok geç olabileceğini söylüyor.
  Anne babası Çernobil rüyaları görürken Taylor onları rahatlatmaya çalışıyordu:"Ben sorumluluk sahibi biriyim, ne yaptığımı biliyorum."diyordu.
  Herkes endişe ediyordu.Ne zaman ağızlarını açacak olsalar Taylor onlarla tartışıyor, argümanları geçerli olduğu içinde herkesi susturuyordu.İnsanların söylediklerini nasıl çürüteceğini çok iyi biliyordu.
  Taylor, yüksek enerjili nötronlar elde edebilir, bunları da çeşitli malzemeleri medikal izotoplara dönüştürmek için kullanabilirdi.Bu izotopları milyarlarca dolarlık siklotronlarda üretmek ve sonra hastalara taşımak yerine, her hastanede ucuza ve güvenli bir biçimde izotop üretecek kadar küçük bir füzyon reaktörü yapmak daha mantıklı değil miydi?
  Bir zamanlar kendi etrafında döndüğüne inandığı dünyayı artık değiştirebileceğine inanıyordu!
  O sene kardeşiyle Amerika'nın en zekilerinin okuduğu bir okula kaydolan o okuldaki ünlü fizikçilerden Friedwardt Winterberg' e "kaynaştıcı" adıyla bilinen bir füzyon reaktörü yapmak istediğini söyleyen Taylor'a karşı profesör birden patladı: "Daha 13 yaşındasın!On binlerce elektron voltla, ölümcül X ışınlarıyla ne işin var senin?" diye bağırdı. Ama Taylor aradığı destekçiyi bulmuştu. Aynı okuldaki Nükleer fizikçi Ronald Phaneuf...
TED konuşması yaparken Taylor Wilson
  Davidson' da ki ilk yıllarında Taylor, tüm akşamlarını Phaneuf' un laboratuvarının bir köşesinde, profesörün onun için ayırdığı bir alanda reaktörü tasarlayarak, çetrefilli teknik sorunları çözerek, internetten kritik parçaları arayarak geçirmiş.
  20' den fazla teknik alanın bilgisini bu alana dökmüş. Yavaş yavaş test ederek reaktörü birleştirmeye can sıkıcı vakum sızıntılarını gidermeye, elektrik sorunlarını ve kafasına göre çalışan plazma alanını düzeltmeye konulmuş.
  Taylor 14 yaşını doldurduktan kısa süre sonra makineye dötaryum yakıtı koymuş, makineyi çalıştırmış ve nötronların varlığını kanıtlamışlar. Böylece Taylor nükleer füzyonu gerçekleştiren 32. kişi olmuş.
  Taylor, Intel' in Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı'na reaktörüyle ve bomba bulma uygulamasıyla katıldı. Bizzat Intel CEO' suyla görüşen Taylor'un birinciliği kazanması hiçte zor olmamıştır.
  Intel'in CEO' su Paul Ottelini' nin 20 dakikalık görüşmeden sonra söylediği ilk şey ise "İyi ki bu çocuk bizim tarafımızda" demesidir.
  "İşte" dedi Taylor , gözlerini makineden ayırmadan ."İşte size bir yıldızın doğuşu."

29 Haziran 2015 Pazartesi

MERHABA

    Herkese merhaba...
    Ben Mustafa henüz 17 yaşında üniversiteye yeni geçicek olan biriyim.
    Öncelikle bu blogta neler bulabileceğinizi anlatıyım:Bu blog genellikle okuduğum bilim dergilerinden uzun makaleleri kısaltarak daha okunabilir hale getirmeye çalışarak sizlere sunucağım peki bu makaleler nelerden oluşuyor sizleri duyuyor gibiyim siz hiç merak etmeyin öyle sıkıcı sandığınız gibi metinleri sizlere ulaştırmayacağım gayet anlaşılabilir ve aynı zamanda hayatın içinden bilgilerle sizlere ulaştıracağım.Ayrıca bilim insanlarının hayatlarını çarpıcı bir şekilde bir bilim insanları köşesinde sizlerle buluşturmayı düşünüyorum.En son olarak yeni merak saldığım ve türkçe kaynak bulmada zorlandığım arduino projelerimi sizlerle buluşturacağım dilerim paylaştığım yazılar hoşunuza gider:..
      !!!TAKİPTE KALIN!!!